Kuruluş Hikayemiz

Kuruluş Hikayemiz

Bursa Anadolu Lisesi ve Oyak Renault takımlarında basketbol oynayan Fahrettin Gözet, 1986 yılında girdiği ÖSS sınavının ardından üniversite öğrenimi için Bursa'dan İstanbul'a taşındı. Transfer teklif eden kulüpler arasından, o dönemde profesyonel takımı bulunan Paşabahçe Kulübü'nü tercih ederek İstanbul'daki yeni yaşamına başladı.

1989 yılında, profesyonel basketbolculuğunun 3. yılında birkaç sakatlık üst üste geldi. Tedaviler boyunca basketbola ara vermek zorunda kaldı. Bu dönemlerden birinde gelecekle ilgili planlar yapmaya başladı. Marmara Üniversitesi İngilizce Bölümü'nden sınıf arkadaşı Ömer Özkay'la ticarete atılmaya karar verdi. Pek çok üniversite öğrencisinin yaptığı gibi, sabahlara kadar süren sohbetler sırasında gelecekteki işleriyle ilgili hayaller kurdular. Sonunda o dönem Türkiye'de gözde olan tekstil sektörü akıllarına yattı. Ömer'in önerisi üzerine, bir atölye kurarak fason gelinlik üretmeye karar verdiler.

1989'un ilk aylarında atölye için uygun yer aramaya başladılar. Bahariye'nin arka sokaklarında bir giriş katı buldular. Ellerindeki paranın, kapora ve kira için bile yeterli olmadığını gördüler. Üstelik alınacak makinaların peşinatlarını da bulmaları gerekiyordu.

Bir gün, ders arasında Marmara Üniversitesi'nin Ziverbey Kampüsü'ndeki büyük kantinde nereden para bulunabilir sorusuna cevap ararken Fahrettin'in aklına geçici bir iş geldi:

Yaz tatili yakındı. Aileler çocuklarına spor yaptırmak için yer aramaya başlayacaklardı. Çocuklarla iyi anlaştığını ve onlara basketbol öğretmekten büyük zevk alacağını dile getiren Fahrettin, bu sayede de tekstil atölyesi için gereken sermayeyi toplayabileceklerini düşündü. Geriye bir spor salonu bulmak ve çevre mahallelerde biraz tanıtım yapmak kalıyordu.

Bu konuşmanın ardından bir turnuva için deplasmana giden Fahrettin, döndüğünde Ömer'in uygun bir spor salonu bulduğunu öğrendi. Okula giderken her gün önünden geçtikleri, üniversitenin hemen yanındaki Atatürk Fen Lisesi'nin salonu...

Yeni göreve başlayan okul müdürü, salonu yazın kiraya verme konusuna olumlu yaklaşmıştı. Fahrettin, okul müdürünü ziyaret ederek kendini tanıttı. Çocuklara basketbol öğretme projesinden bahsetti. Müdürün izin vermesi üzerine sevinçle odadan ayrıldı. Soluğu, okul kantininde bekleyen Ömer'in yanında aldı.

İşe başlamak için hemen harekete geçtiler. Ömer'in kız arkadaşı, resim bölümünde okuyan bir arkadaşı olduğunu, gidip onu arayacağını söyleyerek yanlarından ayrıldı. Kısa bir süre sonra arkadaşıyla döndü. Resim bölümü öğrencisi arkadaşları tanıtım için bir afiş tasarlayacaktı. İrtibat numarası olarak Fahrettin'in ev telefonu yazıldı. Sırayla evde oturarak telefonları yanıtlamaya karar verdiler. Resim bölümü öğrencisi arkadaşları, elinde topla potaya uzanmış küçük bir çocuk resmetti. İrtibat numarasını afişin altına yazdı. Sıra afişin üst kısmını doldurmaya geldiğinde okulun adının ne olduğunu sordu.  O ana kadar hiçbiri bir isim düşünmemişti. Birkaç dakika sonra Fahrettin'in aklına "Geleceğin Yıldızları" diye bir isim geldi.  Doğrusu bu isim içine pek sinmedi. Çok Amerikanvari gelmişti. Geçici olarak kullanmayı, daha iyisini bulduklarında da ismi değiştirmeyi önerdi.

İsmin de yazılmasıyla afiş tamamlandı. A3 ebadında beyaz kağıda, siyah keçeli kalemle çizilen ilk afiş okulun karşısındaki kırtasiyede 20 adet çoğaltıldı. Aynı dükkandan alınan ispirtolu kalemlerle afişler tek tek elle renklendirildi. Ömer ve Fahrettin bu kağıtları alarak civardaki elektrik direklerine yapıştırdılar. Esnafa dağıttılar. Tanıdıkları bakkallara, kasaplara, eczacılara, kısacası tüm esnafa dağıttılar afişleri. Pek çok dükkanın vitrinine afişleri asıldı. 2 hafta boyunca telefon başında gözlerini kırpmadan, heyecanla beklemelerine karşın telefon bir kez bile çalmadı. Son bir umutla bir kez daha afişin fotokopisini çektiler. Renklendirip farklı yerlere astılar. Bu arada ilkokullar yaz tatiline girmişti. 1 haftalık beklemenin ardından ilk telefon nihayet geldi: Arayan Işıl Tümerkan adlı bir anneydi. Afişi, Feneryolu'ndaki bir ilkokulun duvarında görmüştü. Avrupa yakasındaki evlerinden Feneryolu'na taşınalı çok olmamıştı. 6 yaşındaki oğulları Barış'ı spora başlatmak için bir yer arıyorlardı. Telefondaki kısa konuşmanın ardından hafta sonu Atatürk Fen Lisesi'nin bahçesinde buluşmaya karar verdiler. Tanışmanın ardından ise ilk kayıt gerçekleşti.

Tümerkan ailesinden sonra 12 aile daha çocuklarını basketbol kursuna yazdırdı. İlk yaz toplam 13 öğrenci basketbol kursuna katıldı. Ömer daha önce basketbol oynamadığı için Fahrettin, antrenmanlarda ona yardımcı olması için 16 yaşındaki kardeşi Murat'ı Bursa'dan çağırdı. Murat'ın enerjisi antrenmanların iyi geçmesini sağlıyordu.

Her şey güzel gidiyordu ancak atölye için ihtiyaç duydukları parayı bu işten toplayamayacaklarını anlamıştı Fahrettin ve Ömer. Bundan sonra ne yapacaklarını düşünmeye başladılar.

Okullar açıldığında Ömer bir dershanede part-time yardımcı öğretmenlik işi buldu. Basketbol okulunun iki kişiye faydası olmayacağını, zaten basketbolcu olan Fahrettin olduğu için işi onun devam ettirmesi gerektiğini söyleyerek işten ayrıldı. Sakatlığı geçmeyen ve profesyonel basketbolu bırakmak zorunda kalan 20 yaşındaki Fahrettin, bunun üzerine hafta sonları da çalışacak bir sistem kurmak üzere kolları sıvadı.

Kadıköy'de ara sokaktaki bir matbaada saman kağıda küçük el ilanları bastırarak çevredeki okulların önünde dağıttı. Apartmanların posta kutularına bu el ilanlarını  bıraktı. Kardeşi Murat da sık sık hafta sonları Bursa'dan gelerek ona yardımcı oluyordu.

Tüm bu özveriye rağmen öğrenci sayısı 40'ı geçemedi. Gelir ise ancak salonun kirasını karşılıyordu. Yaşamını amatör bir takımdan aldığı az bir maaş ve verdiği özel İngilizce dersleriyle sürdüren Fahrettin ilk yılı güçlüklerle tamamladı. Feneryolu bölgesindeki aileler ve öğretmenler yavaş yavaş bu genç sporculara alışıyor, çabalarını takdir ediyordu. Bir süre sonra da çevrelerine anlatmaya başladılar.

1990 Eylül'üne gelindiğinde öğrenci sayısı 60'a çıkmıştı. Dilbilim üzerine yüksek lisansa başlayan Fahrettin, basketbol okulunu hala düzenli bir işe girinceye kadar geçici bir iş olarak görüyordu. Bu arada yurt dışında çalışmak için Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerin ticari ateşeliklerine başvuruyordu. Şans bu ya, hiçbirinden elle tutulur bir yanıt alamıyordu.

Bu arada "Geleceğin Yıldızları"na ilgi giderek artıyordu. Aileler sporun içinden gelmiş gençlerin, çocuklarına örnek olmasından son derece memnundu. "Geleceğin Yıldızları"nın ünü iyice yayılmıştı. Murat'ın liseyi bitirip Bursa'dan İstanbul'a gelmesiyle durumu tekrar değerlendiren iki kardeş, tüm güçleriyle çok sevdikleri bu işi geliştirmeye ve kalıcı bir hale getirmeye karar verdiler.

Aradan 28 yıl geçti. Geleceğin Yıldızları'nın basketbol okullarına, kamplarına katılmış on binlerce genç, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde bu aile içinde güzel dostluklar kurdu ve iyi alışkanlıklar edindi.

Fahrettin, Murat ve onlara daha sonra katılan küçük kardeşleri Osman, çalışmalarını ilk günkü heyecanla sürdürüyorlar. Hedefleri 2020'ye kadar "Geleceğin Yıldızları Vakfı"nı kurabilmek ve "Geleceğin Yıldızları"nın faaliyetlerinin geliriyle bu vakfın 22. yüzyılda bile çocuklara ve gençlere yönelik çalışmalarını sürdürebileceği kurumsal bir sistem kurabilmektir.

Özet:

logo

"Geleceğin Yıldızları" 1989'da Fahrettin Gözet tarafından kuruldu.

Kuruluşun ilk günlerinde gönülden emek veren Ömer Özkay halen İstanbul'da İngilizce öğrenimi üzerine faaliyet gösteren bir danışmanlık şirketinin sahibidir.

Geleceğin Yıldızları'nın ilk öğrencisi olan Barış Tümerkan, Üsküdar Amerikan Koleji'nin ardından Kanada'da matematik öğrenimi gördü. Türkiye'ye dönerek Koç Üniversitesi'nde asistan olarak çalıştı, matematik üzerine yüksek lisans yaptı. Şu an kendi işinin sahibi olarak bilgisayar yazılımları üretiyor.

Geleceğin Yıldızları'nın ilk velileri olan Işıl Tümerkan Şişe Cam Holding'de, eşi Kemal Tümerkan ise Unilever'de yönetici olarak görev yaptıktan sonra artık emekliliğin tadını çıkarıyorlar. Kemal Tümerkan felsefi kitaplar yazıyor, konferanslar veriyor. Tümerkanlar, Gözet ailesinin en değerli dostları arasındalar, yaşadıkları sürece de öyle kalacaklar.

Müdürü olduğu okulun spor salonunu kullanmalarına izin vererek Geleceğin Yıldızları'nın hayata geçmesini sağlayan Abdurrahim Köksal, Çorum ve Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptı. Halen, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yönetici olarak görev yapmakta.

16 yaşından bu yana Geleceğin Yıldızları'na yüreğini ve tüm enerjisini adayan Murat Gözet, organizasyonun tüm operasyonlarını yöneten "genel direktörlük" ve Geleceğin Yıldızları Spor Kulübü'nün başkanlığı görevlerini yürütmektedir.

Geleceğin Yıldızları kurulduğunda ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi olan Osman Gözet, başarılı basketbolculuk kariyerini ve öğrenimini NCAA liginden aldığı basketbol bursuyla ve Geleceğin Yıldızları programlarından arttırılarak gönderilen küçük maddi desteklerle ABD'de tamamladı. Çift anadal okuyup, okulunu şeref listesinde tamamladı. Öğrenimi bitene kadar her yaz kamplarda çalıştı. Yurda dönüşte Mercedes Benz Türk'te çalışmaya başladı. 6 yılın ardından Geleceğin Yıldızları'nın yönetim ekibine katıldı. Halen organizasyonun genel müdürlüğünü yürütmektedir.

BU SAYFAYI PAYLAŞ
DESIGN + DEVELOPMENT Adaptice